
“İnsan, olma arzusudur.” demişti Sartre. Peki nasıl? Ve bunun yüzmeyle ilişkisi ne? Bu kitap, yüzmeyi bilenler ve yüzmeyi bilmeyenler için. Yüzme, psikolojik açıdan ne anlama geliyor? Yaşamasını öğrenmek neden yüzmesini öğrenmeye benzer?
Yüzmeyi öğrenmiş ya da öğren/e/memiş olmamız bizimle ilgili neyi gösterir? Bu durum bizi nasıl etkiledi ve etkiliyor? Ebeveynlerimizin yüzmeyi öğrenmemizle ilgili düşünceleri ve bizim bu konuya bakışımız bizi farkında olmadan nasıl şekillendiriyor? Yaşamayı öğrenmek ile yaşamasını öğrenmek neden farklı? Bu kitabı okuduktan sonra, yüzmeye ve yüzmemeye bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksınız.
Sevgili Nihan Kaya, 46 yaşıma geldiğim bu yılda okuduğum her kitabınızda 4-15 yaşlarım arasında yaşadığım duygusal kırılganlıklarımı daha çok hissettim. Sizin sözcüklerinizde, önce sizinle duygudaş oldum sonra kendi çocukluğumla. Coğrafyamızda yaşanan cehaletin kaynağının ailede olduğu gerçeğini bu kitabınızda yine iliklerime kadar hissettim. Benim de 2 çocuğum var. Yaşadıklarımı yaşatmamaya çalışsam da bazı durumlarda toplumun dayattığı baba rolüne büründüğümü acı bir şekilde hissediyorum. Sizin ve Alice Miller’ın kitaplarından çok faydalandım. Değişimim devam ediyor. İyi ki varsınız